EVDE HASTA BAKIMINDA KÜÇÜK HATALAR BÜYÜK RİSKLER DOĞURABİLİR

İstanbul Rumeli Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Sağlık Bakım Hizmetleri Bölüm Başkanı ve Evde Hasta Bakımı Programı Öğr. Gör. Hatice Akdemir, evde hasta bakımında doğru beslenme ve fiziksel desteğin, iyileşme sürecinin temel taşları arasında yer aldığını vurguladı.
“Evde hasta bakımı genellikle tedavi uygulamaktan ibaret sanılsa da, aslında çok daha geniş ve hassas bir süreci kapsar. Hastanın iyileşme kapasitesi; beslenme düzeni, hareket seviyeleri, çevresel koşullar ve psikolojik desteğin birleşimiyle belirlenir. Bu süreç bir zincir halkası gibidir; her parça diğerini desteklemelidir.” dedi.
“Beslenme, iyileşmenin en temel unsurudur”Doğru ve dengeli beslenmenin, evde bakım sürecinde hastanın yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini ifade eden Akdemir, “Hastaların çoğunda iştahsızlık görülse de vücudun onarım için daha fazla enerjiye ve proteine ihtiyaç duyduğu unutulmamalıdır” dedi. Yeterli protein alımının doku onarımı için kritik öneme sahip olduğunu, omega-3 yağ asitlerinin inflamasyonu azalttığını, vitamin-mineral açısından dengeli öğünlerin ise metabolik süreçleri desteklediğini söyledi.
“Hareketsizlik, gizli bir tehlikedir”
Yatakta uzun süre sabit kalmanın yalnızca kas güçsüzlüğü değil, aynı zamanda basınç yaralanmaları, akciğer problemleri ve dolaşım bozuklukları gibi ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini belirten Akdemir, “Uzmanların önerdiği pasif veya aktif hareketler kasları güçlendirir, eklem hareket açıklığını korur. Yatağa bağımlı hastaların en az iki saatte bir pozisyonunun değiştirilmesi, basınç yaralanmalarının önlenmesinde hayati önem taşır. Solunum egzersizleri de akciğer kapasitesini artırır ve enfeksiyon riskini azaltır.” dedi.
“Yanlış uygulamalar iyileşmeyi geciktirir”
Evde hasta bakımında bilimsel temeli olmayan uygulamaların hastanın iyileşme sürecini olumsuz etkilediğine dikkat çeken Akdemir, toplumda yaygın olan yanlış inanışları sıraladı:
“Birçok kişi ‘Hasta yatıyor, çok enerji harcamıyor, o yüzden az yemeli’ düşüncesine sahiptir. Oysa gerçek tam tersidir. Yatan hastalarda kas kaybı ve bağışıklığın zayıflaması daha hızlı gelişir; bu nedenle enerji ve protein ihtiyacı artar.” Aynı şekilde “Grip olunca portakal suyu iç, hemen iyileşirsin.” anlayışının da yanlış olduğunu belirten Akdemir, “Tek başına C vitamini yeterli değildir. Aşırı meyve suyu tüketimi şeker yüklemesi yaparak kan şekerinde dalgalanmalara yol açar. Bunun yerine sebze ağırlıklı, dengeli ve az şekerli bir beslenme daha doğru bir yaklaşımdır.” dedi.
“Zorlama değil, özenli beslenme tercih edilmelidir”
“Hastanın iştahı yoksa zorla yedirilmeli” anlayışının yanlış olduğunu belirten Akdemir, “Zorlama, bulantıyı artırır ve yemekle olumsuz bir bağ oluşmasına neden olur. Bunun yerine az porsiyonlu, hafif ama besin değeri yüksek öğünler tercih edilmelidir.” dedi.
“Hastayı kaldırırsak zorlanır, hiç hareket ettirmeyelim” düşüncesinin de doğru olmadığını ifade eden Akdemir, “Hareket etmeyen her hasta, kısa sürede kas erimesi, dolaşım bozukluğu ve basınç yaralanması riskiyle karşı karşıya kalır. En hafif hareket bile hiç hareket etmemekten daha iyidir.” şeklinde konuştu.
“Temiz yatak yeterli değildir, pozisyon değişimi şarttır”
“Yatağın temiz olması tek başına yeterli değildir. Uzun süre aynı pozisyonda kalmak dokuların oksijenlenmesini bozar. Bilimsel kılavuzlara göre iki saatte bir pozisyon değiştirmek, basınç yaralanmalarının en etkili önleyicisidir.” diyen Akdemir, gereğinden fazla sıcak tutmanın da risk oluşturabileceğini belirtti: “‘Ayakları üşümesin’ diye kalın battaniyeye sarmak terlemeye, terleme ise cilt tahrişine ve enfeksiyonlara yol açabilir. İdeal olan, hafif ama koruyucu bir örtüdür.”
“Moral, temiz hava ve uyku da tedavinin bir parçasıdır”
“Hastanın moraliyle beslenmenin ilgisi yok” düşüncesinin de büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayan Akdemir, “Moral yüksekliği bağışıklığı güçlendirir, ağrı algısını azaltır. Evde hasta varsa oda tamamen kapalı olmamalıdır; temiz hava dolaşımı enfeksiyon riskini azaltır. ‘Sıvı vermeyelim, çok idrara çıkar’ anlayışı da yanlıştır; sıvı eksikliği böbrek yükünü artırır ve iyileşmeyi geciktirir.” ifadelerini kullandı.
“Doğru bilgi, iyi bir bakımın en güçlü ilacıdır”
Evde hasta bakımında küçük görünen ayrıntıların aslında iyileşmenin temel yapı taşları olduğunu belirten Akdemir, sözlerini şöyle tamamladı:“Yanlış uygulamaların yerine bilimsel doğrular yerleştirildiğinde hem hastanın yaşam kalitesi artar hem de bakım süreci daha kolay ve güvenli hâle gelir. Unutmayalım ki doğru bilgi, iyi bir bakımın en güçlü ilacıdır.”
“Yumurta, yoğurt, sebze püreleri, balık ve baklagiller; hem sindirimi kolay hem de besin değerleri zengindir. Lifli gıdalar, bağırsak sağlığının korunması ve kronik hastalıkların yönetiminde vazgeçilmezdir. Lifli gıdaların güvenli ve etkili kullanımı, hastanın yaşam kalitesini artırarak bakım sürecinin verimli ilerlemesine katkı sağlar.” ifadelerini kullandı.
Sıvı alımının da ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Akdemir, “Yetersiz sıvı tüketimi halsizlik, bilinç bulanıklığı ve böbrek problemlerine yol açabilir. Su ve çorba gibi sıvılar düzenli olarak verilmeli, bitki çayları ise hastanın durumuna göre hekim kontrolünde kullanılmalıdır. Bitki çayları ilaçların yerine geçmez ve bazı ilaçlarla etkileşime girebilir.” uyarısında bulundu.
Doğru yatak ve yastık kullanımının ağrı kontrolü ve dolaşımın düzenlenmesinde önemli olduğunu söyleyen Akdemir, “Fiziksel destek yalnızca bedensel değil, aynı zamanda psikolojik iyilik hâlini de güçlendirir. Hareket eden hastaların özgüveni artar, iyileşmeye dair motivasyonu yükselir.” ifadelerini kullandı.
Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!
BUNLARA DA BAKABİLİRSİNİZ
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN



Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.