İstanbul
01 Ağustos, 2026, Cumartesi
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

HERKES HER ŞEY OLDU, USTALIĞIN DEĞERİ KALDI MI?

01 Ağustos 2026, Cumartesi 12:21

Son yıllarda öyle bir dönemin içinden geçiyoruz ki, nereye baksanız herkes bir unvanın sahibi. Bir sabah uyanıyorsunuz, yıllarca bu mesleklerin mutfağında emek vermemiş insanlar kendilerini ‘Gazeteci’, ‘yazar’, ‘oyuncu’, ‘şarkıcı’, hatta ‘uzman’ olarak tanıtıyor. Oysa bir meslek, sosyal medya hesabına yazılan birkaç kelimeyle kazanılmaz. Bir meslek, emekle, alın teriyle, fedakarlıkla ve yılların birikimiyle elde edilir. Bazen düşünüyorum da,gerçekten yazık. Çünkü bu ülkenin gazeteciliğe, sanata ve edebiyata ömrünü adamış çok değerli isimleri var. Onlar gece gündüz çalışarak, bedeller ödeyerek, kimi zaman tehditlere rağmen görevlerini yerine getirerek bugünlere geldiler. Onların emeğinin birkaç beğeni uğruna değersizleştirilmesini kabul etmek mümkün değil.

Ben gazeteci bir babanın gazeteci kızıyım. Çocukluğumdan bu yana mesleğin ne kadar ağır bir sorumluluk taşıdığını görerek büyüdüm. Babam bana sadece gazeteciliği öğretmedi, önce insan olmayı, sonra mesleğe saygı duymayı öğretti. Bana her zaman, ‘Önce emeğe saygı göstereceksin.’ derdi. İşte bu yüzden yerimi de bilirim, haddimi de bilirim. Hayatta en önemli ilkelerimden biri de şudur, Sezar'ın hakkını Sezar'a vermek. Kim emek verdiyse, kim gerçekten hak ettiyse onu alkışlamak gerekir. Bir sanatçıyı, bir gazeteciyi, bir yazarı ya da bir oyuncuyu değerlendirirken önce geçmişine, emeğine ve ortaya koyduğu işe bakarım. Çünkü unvanlar dağıtılarak değil, kazanılarak alınır.

Bugün sosyal medyanın sunduğu görünürlük sayesinde herkes istediği kimliğe bürünebiliyor. Elbette herkes kendini geliştirebilir, yeni bir alanda üretim yapabilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak bir alanda üretim yapmakla o mesleğin saygınlığını ve sorumluluğunu taşımak aynı şey değildir. Gazetecilik sadece kamera karşısına geçmek değildir. Yazarlık sadece birkaç satır yazmak değildir. Oyunculuk sadece bir videoda görünmek değildir. Şarkıcılık da birkaç dijital kayıt paylaşmaktan ibaret değildir. Asıl düşündürücü olan ise, bu unvanların gelişigüzel dağıtılmasıdır. Birilerini olduğundan farklı göstermeye çalışan, hak etmediği sıfatlarla öne çıkaran anlayış, hem mesleklere hem de o mesleklerin gerçek temsilcilerine haksızlık yapmaktadır. Çünkü bu yaklaşım, yıllarını bu işe adamış insanların emeğini gölgede bırakmaktadır.

Eleştirilmesi gereken yalnızca bu unvanları kullanan kişiler değildir. Asıl sorumluluk, bu sıfatları sorgulamadan kullanan, reyting veya çıkar uğruna insanlara hak etmedikleri kimlikleri yakıştıran anlayıştadır. Mesleklerin itibarı, popülerlik uğruna zedelenmemelidir. Bugün bir gazetecinin en büyük sermayesi güvenilirliğidir. Bir yazarın en büyük gücü kalemidir. Bir sanatçının en büyük değeri eseridir. Bunların hiçbirinin kısa yolları yoktur. Emek vermeden, bedel ödemeden ve öğrenmeden kalıcı başarı da olmaz. Ustalara saygı göstermek, yeni isimlerin önünü kapatmak değildir. Tam tersine, onların açtığı yoldan yürümeyi bilmektir. Çünkü gerçek başarı, başkalarının emeğini küçümseyerek değil; onların bıraktığı mirasa değer katarak elde edilir. Dileğim odur ki, mesleklerin itibarı yeniden hak ettiği değeri bulsun. Unvanlar kolay dağıtılmasın, emek her zaman alkışlansın. Çünkü bir toplumun kültürü de, sanatı da, basını da ancak emeğe gösterdiği saygı kadar güçlüdür.

Almina Besra BABAR

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.